Latest Tweets:
Uyku tutmamıştı gece, nedendir bilinmez, uyuyamamıştı. Bardaktan boşalırcasına yağan yağmura aldırmadan, bahçeye attı kendini. 50, bilemedin 60 ağaçlık bir bahçeleri vardı. Muntazam bir şekilde dizilmiş, muntazaman meyve veren, ince gövdeli sık dallı ağaçlar, yaprakları yağmura avuç açmış rahmete şükrediyorlardı. Portakaldı yükleri de. Kimisi daha olgunlaşmamış, kimisi tadından iştahından çatlamış portakallar, yağmur damlalarıyla doğanın en güzel valsini icra etmekteydiler.
Eğile kalka ağaçların arasında gezinirken, vakti gelenlerden birkaç tane koparıp, parkasının derin ceplerine doldurdu.
Yağmur, tüm hiddetiyle yağmaya devam ediyordu.
Dayanamadı kaçtı içeriye. Odanın için soğumuştu. Sobayı kontrol etti, altını biraz açar açmaz harladı tekrar. Öyle ya, Simtaş’tı sobası. Ufacık bir çocukken, saymayı bu sobada öğrenmişti. Üzerindeki yuvarlakları saya saya öğretmişti annesi saymayı. Babasıyla da en güzel oyunları bu sobanın önünde oynamışlardı. Ne çok şeye şahit olmuştu da, hiçbirşeye sahip olamamıştı bu soba. Gülümsedi.

Soba inceden inceye ısıtmaya başlarken odayı, yatağını topladı, oturacak yer ayarladı kendine.
Ev derken bahçe evi, ufak bir göz oda, dışarıda mutfağımsı bir bölüm hepsi bu. Derme çatma bir çatının altına rastgele serpilmiş duvarlar, tesadüfen bir odacık oluşturmuşlardı bahçenin güney kenarında.
Isınmaya başlarken oda, güreş tuttu anılarıyla. Tuş oldu. Bir daha güreşti. Tuş oldu bir daha. Doymadı güreşe, hak verdi atalarına. Bir daha güreşti. Bu sefer puanla kaybetti.
Sonra cebinden çakısını çıkardı, soymaya başladı portakalları. İki tane soydu. Soyduğu portakalın kabuklarını, özenle yerleştirdi sobanın üzerine. Sonra turuncu kokunun odayı sarmasını bekledi.
Tamamen turuncu olduğunda oda, başlayacaktı yemeye portakalları. Yağmur odanın camlarına vurmaya devam ederken, güneş odadan içeri girerken doldu gözleri. Sebepsiz doldu. Nedensiz hüzün yine gelmişti ziyarete. Birkaç aydır böyleydi. Durduk yere hüzünleniyor, gözlerinde yağmur yüklü bulutları buluveriyordu.
Kızdı kendine, portakalları yemeden çıktı dışarı. Kapıyı açtı.
Turuncu gözyaşı döken portakallar, onu karşıladı.