Latest Tweets:
Mutlaka denemişizdir mutluluğu resmetmeyi. Hayatımızda en az bir defa, ya bir kağıt parçasına, ya bir fihristin köşesine işlemişizdir. Belki telefonda konuşurken, uzun bir toplantıda, sınıfta derste, içtiğimiz kahve bardağına belki de. Alelade çizmişizdir ve sonra demişizdir İşte, mutluluğun resmi diye.
Ben genelde perspektif kaygılardan uzak, ilkokul sıralarımın hatırladığım ilk resminden kalıntılarla bezerim geçici tuvalimi. Her ne kadar birkaç dakika içinde çöp kutusunun en nadide kısmında kendine yer edinecek olda da, birkaç zamanlığına benim mutluluğum olur o. Belki uslu çocukluğum, belki de tembel odunluğum o resmin kıvrımlarında gizlenir. Oralardan bana göz kırpar.
Dağlar vardır bir kere. Muntazam sıradağlar. Çeşmi siyahına dert anlatan ozanın türküsünü dinlerken de aklıma gelirdi hep küçücükken. İşte benim dağlardan sıralanıyormuş aralarına. O dağlardan da gülen bir güneş doğmaz mı? Doğar. Biz o güneşi Teletabilerden çook önce keşfetmiştik. Muntazam sıradağların arasından sırıtan saçlı güneşi.
Sonra bir ev vardır. Üçgen pencereleri, bacası, ve üçüncü boyutu olan şirin bir ev. Kapısının önüne ufak tefek taşlar döşenmiş ve etrafı çitlerle çevrilmiş.
Ağaçsız mutluluk resmi olur mu? Yıllardır kavak selvi karışımı elmamsı meyveleri olan bir ağaç çizerim mutluluk resimlerime. Bakarken elma, yıkarken şeftali, yerken kavun biraz da karpuz tadında mevsim meyveleri. Sonra dağların arasından ağacın yanına bir nehir akar. Gürül gürül şarıl şarıl. Deliler gibi çağlar o nehir. Altı üzerinden dar kağıt/karton bardaklarda pek şirin durur.
Yol olur sonra. Nehrin çılgınlığına inat sakin ve sessizdir. Kesikli şerit çizgileri vardır, sollama serbesttir. Zaten bir arabacık vardır yolda giden. İstediği yerden gitsin o da. Hem nerden girdi ki trafik işaretleri mutluluğun resmine?
Nehrin üzerine asma köprü çizmesem olmaz. Derme çatma köprüde belki bir velet eğlenmekte. Ben genelde çizmem o veleti. Hem ne gerek var benim resmimde başkalarına.
Kalemi elimden bırakırım sonra. Geçici tuvalime bakarım. Güzel olmuş derim. İşte mutluluğun resmi.
Birkaç zaman sonra zil çalar, seminer biter, toplantıya ara verilir, telefon görüşmesi sonlanır falan filan. Üzülürüm. Oracıkta kalmak isterim, bardağa girmek isterim, fihristte harfler ötesi bir yerim olsun isterim. Ama olmaz. Olması da manasız zaten. Ne işim var mutluluğun resminde benim
Sonra çöpe atılır gider tuvaller. Bir dahaki mutluluğun resmi seansına kadar gelmez aklıma. Hayatın hengamesi devam etmektedir ve daha resme girmeye çok zaman vardır.
Bahar var sokaklarda kırarda bu aralar. Belki de resimlerde değil de Bahardadır mutluluk.
Kim bilir :)