Latest Tweets:
Bir kadeh, bir kadeh ve bir kadeh daha. Arzular da eriyordu mütemadiyen. Şişeler boşaldıkça kar doluyordu içlerine. Güneş doluyordu. O koskocaman güneş buzlu şişeye giriyordu. Ayaklarının altından kayıp doluyordu işte.
Şaşırmadı. Günlerden Şubattı.
Yıllardır içinde tuttuğu arzuları neredeydi. İçmişti onları. Lıkır lıkır içmişti, hemde yanında lakerda olmadan. Çok severdi lakerdayı. Hiç yememişti ama olsundu. Bir dost sohbetinde arkadaşı anlatmıştı. Torikten yapılıyordu pembe pembe oluyor ve limon sıkılıp yeniyordu. Bir nevi balık etinden yapılan lokumdu. Ne iyi giderdi arzularıyla hem.
Bunları düşündü.
Ne gökyüzünde koşuşturan insanlar kaldı geriye ne de cıvıl cıvıl sokaklar. Darmaduman etmişti serin rüzgar ortalığı. Kalkmalıydı artık. Birşeyler yapmalıydı. Arzuları içmişti güneşi kaçırmıştı. Kar kaybolmuştu. Ayakları erimiş, kaval kemikleri kavrulmuş dizleri içine göçmüştü. Nasıl.. lar zaten yoktu. Ne kaldı ki geriye?? diye sordu. Sırtındaki evine koymak istedi şişeleri. Güneşe uzandı, tuttu. Eli yandı.
Günlerden Şubattı.
Viran olmuştu ortalık. Kaçmak istedi bu yıkık dökük şehirden. Hem güneşi vardı hem karı. Götürürdü yanında istediği yere. Sürüne sürüne giderdi. Belki içmişti arzularını ama arzular hiç biter mi ydi. Süründü süründü süründü. Bir örümceğin trakesinde, şehirlerarası metro istasyonunda buldu kendini.
Bir bilet aldı. Günlerden Şubattı.