Latest Tweets:

Hoşgeldin

Geldiğimde sen yoktun, ya da uyuyordun, benim geldiğimi duymamıştın. Ben de seni görmemiştim, aramamıştım bakınmamıştım da. Zira ne sen vardın aklımda ne de seni hatırlatacak bir zerre vardı biryerlerde. Yoktun yani. Esamen okunmuyordu.

Sonra montumu çıkarttım, askıya asmadım, yağmurda ıslanmıştı sandalyenin üzerine özenle yerleştirdim ve kendini zor ısıtan kalorifer peteğinin önüne koydum. Bunu yaparken sandalyenin demir bacaklarının fayansın üzerinde gezinirken çıkarttığı iç gıcıklayıcı ve kahrolasıca sesi duymuş olmalısın, huzursuzlandın. Tabi ben anlamadım ne olduğunu. Ben seni ne görmüştüm ne duymuştum ne de farketmiştim. Bilmemiştim. Yoktun sen. Sen huzursuzlaşınca ben sadece şey gibi hissettim kendimi, sahipsiz bir kedinin çöp konteynırının yanına bırakıp gittiği, yağmurda ıslanmış biraz da kireçlenmiş şey gibi işte, eve gelirken sol tarafta gördüğüm bok gibi.

Oldu bir vakit, ben banyoya gittim sonra, saçlarımın uçları kurumuş gibiydi, dipleri ıslak nemli gibiydi, gözlerimin altında ilginç bir karaltı vardı ve yanaklarım al aldı. suyu açtım, yüzüme su serptim. Suyun şırıltısından olacak, iyice sıkıntı bastı seni sanırım çişin geldi. Ben banyodan çıktım biri banyoya girdi gibi geldi. Sendin o değil mi?

Sonra bir zaman oturdum ben odamda. Elim bilgisayara ermedi, parmaklarım kitabımın sayfasını alelade çevirdi, gözlerim harflerin birleşerek oluşturduğu ahenkli kelimelere baktı, biraz daha baktı ama okumadı.

Pencereden yağmuru seyredeyim dedim ve ayağa kalktım. O da nesi? Kapı açıldı aniden, kafamı çevirmemek istedim, ama nafile… Beni gördün, seni gördüm, içimde bitiverdin.

Can sıkıntım, hoşgeldin.